ORGANİZASYONLARINIZ HAKKINDA BİLGİ İÇİN 05448813120 EBRU ÖZGENÇ

2007 YAZINDAN ÖRNEKLER

KATEGORİLERİMİZ

SON YAZILARIM

» WAFFLE (VAFIL)
» KAKAOLU PASTA
» NİŞAN,ABİYE,GECE KIYAFETLERİ VE GELİNLİK İÇİN AYAKKABI SEÇİMİ
» CEVİZLİ KABAK SALATASI
» KALORİ YAKMA YOLLARI
» NİŞAN İÇİN KIYAFET , VE ABİYE SEÇİMİ
» TERÖRLE MÜCADELE KAHRAMANLARINA DESTEK
» MEKSİKA USULÜ EKMEK...
» SÜSLEME VE ORGANİZASYONLARINIZ İÇİN BİZE ULAŞIN...
» IRKÇILARA :)
» MAKARNALI TAVUK SALATASI
» SOSİSLİ MİLFÖY BÖREĞİ
» BÜYÜK BEDEN ŞIKLIK...
» EVLENECEK ÇİFTLERE İHTİYAÇ VE HEDİYE LİSTESİ...
» PEELİNG- SOYMA VE NEMLENDİRME YAPAN MASKE

TAVSİYE ETTİKLERİMİZ...

  • RSS
  • ÇAMLIK RESTAURANT
  • ÇAMLIKPARK BLOGCU
  • YETİMLER DERNEĞİ
  • KIZIMIN BLOĞU
  • SON YORUMLAR

    Myspace Glitters
    dugundavet

    KÜLTÜRE DAVET

    SİNEMALARDAN HABERLER



    TİYATROLARDAN HABERLER


    ŞANS OYUNLARI SONUÇLARI

    HOŞGELDİNİZ...

    MENÜ

    TAKVİM

    SİTEMİZİ ZİYARET EDENLER

    mp3

    ARKADAŞ BLOGLAR

  • didem
  • turkanka
  • muratsahin123
  • illedeyemek
  • annemmutfaktatv
  • htmlkodlayici
  • yemekyapmali
  • tadimliktarifler
  • gkaraman
  • ilerleartik
  • gondolet
  • saclarimiz
  • makyajtekniklerimiz
  • DÖVİZ KURLARI

    HABERLER

    SPOR HABERLERİ

    DÜĞÜNDAVET

    ÇOCUK GÖZÜYLE...

    Aşağıdaki yazı bir arkadaşım tarafından mail atılmıştı ... Okuduğumda gerçekten çok etkilendim ... Tek çocuğu olan bir anne ve bir ailenin ilk çocuğu olarak ne yalan söyliyim kendimden birşeyler bulduğum çok açık. Sevgilerimle ...

                                                                                    Ebru Özgenç

     

    ZAMANE ANNELERİ
     "Sen de dedem gibi ölecek misin, anneanne?" sözleri hasta odasında
     yoğun sessizlik yaşanmasına neden olmuştu. Geçirdiği ameliyatlardan 
    sonra pek toparlayamamış yaşlı bayan hastamızı ilkokula yeni
    başlamış torunu ve kızı ziyarete gelmişti. Küçük çocukları hasta ziyaretine kabul etmememiz
    başlangıçta sorun yaratmış, kısa süreli ziyaret için izin koparmışlardı. 
    Hasta odasında ana kız konuşup dertleşirken torun araya girip sormuştu o can sıkıcı soruyu. Kafamı eğip elimdeki dosya ile ilgileniyormuş gibi yaptım. Hastamız torununu yatağın kenarına  oturttu. Ellerini tutarak "Şimdi değil, iyileşip eve döneceğim, merak etme. Hemen ölmeyeceğim. Ama er veya geç hepimiz öleceğiz" dedi. Torun yanıttan pek tatmin olmuş gibi değildi. 
    - Ama bu haksızlık, anneanne. Ölünce onları bir daha göremiyoruz. Dedemi çok özledim ben.
    - Merak etme, insanlar ölünce görünmez olular ama hepten yok olmazlar. 
    Torun bir süre ananesinin boynundaki kolye ile oynayarak düşündü.
     Sonra "Peki insanlar ne oluyor, ölünce" diye sordu. Anneanne önce bana sonra kızına baktı. Torununun saçını okşayarak; 
    - Bir şekilde aramızda oluyorlar, ölenler. Kimi bir renk, kimi tat veya koku kimi de dokunuş olup geri geliyorlar. Mesela rahmetli annemin yaptığı puf böreğini hiç unutmadım. Nerede o kokuyu veya tadı bulsam annemin orada yanımda olduğunu bilirim. Dedeni ise saçlarımdaki dokunuş ile
    hatırlarım. Nerede bir rüzgar saçlarımı okşasa dedenin yanımda olduğunu düşünür, sevinirim.
     - Peki sen ölünce ne olup geleceksin, anneanne?
     - Onu sen bileceksin. Beni nasıl hatırlamak istersen o şekilde geleceğim yanına.
     Ziyaret kısa sürmüştü. Onlar odadan çıktıktan sonra hastamız  torununu çok özlemiş olduğunu belirterek ziyarete engel olmadığımız için teşekkür etti.
     - Bu küçük torunumu büyüğünden daha çok seviyorum, doktor bey.
     - Torunlarınız arasında ayırım yapmamanız gerekmez mi?
     - Haklısınız ama böyle olmasında biraz kızımın da kabahati var. İlk çocuğunu çabuk büyütmeye çabaladı. Kendince başardı da. Ama hepimizden uzak soğuk, ağır biri oldu çıktı, büyük torunum. Şimdi hepimiz yakınıyoruz ama iş işten geçti.
     - Neden böyle oldu?
     - Ne yazık ki, kızım da diğerleri gibi zamane annelerinden oldu. Çocuğunu en iyi şartlarda, en iyi okullarda en iyi eğitim ile yetiştireceğim diye tutturdu. Çocuğun almadığı ders kalmadı neredeyse. Bale, piyano, tenis, yüzme dersleri yetmedi kolejlerde okuttu. Onunla birlikte ders çalışıp sınavlara birlikte girdi sanki.Şimdi adı sanı duyulmuş kolejlerden birinde okuyor.Ama hepimizden uzaklaştı. Derslerinden başka oyun bilmeyen soğuk ağır biri oldu. Bir süre sustu, soluklandı. Elimi tutup yatağında doğruldu. Yastıklarını düzelttim.

     - Zamane anneleri böyle oluyor, işte. Çocuk yetiştirmeyi yemek yapmak sanıyorlar. Parayı bastırıp en donanımlı mutfakta en iyi malzemeleri kullanırsa yemeğin mükemmel olacağını hayal ediyor, ortaya çıkan yemeğe bakıp neden lezzetli olmadığını soruyor, kabahati mutfakta veya
    malzemede arıyorlar. Kendilerine hiç kabahat bulmuyorlar. Halbuki elinin emeği, sabrı, özeni olmadıkça lezzeti yakalayamazsın. Hele bir sarma sarsınlar da göreyim ben onları. Bu kez de "o kadar emek verdim, kimseye yedirtmem" diye tutturur bunlar. Sanki analarından böyle gördüler. Hayat  kolaylaşıp hızlandıkça her şeyin aynı kolaylıkla yapılacağını sanıyor bu zamane anneleri. Çocuklarını da çabuk büyütmeye uğraşıyorlar. Onları hızlı yaşlandırdıklarının farkında bile değiller. 

    - Yani?
    - Çocuk bu, yetiştiği ortamdaki insanlara anne babasına benzeyecek elbet. Çocuk onlara benzemeye başladıkça anneler kendi beğenmediği yönlerini çocuklarında görüp kızıyor, nerede hata yaptıklarını  bulmaya çabalıyorlar. İkinci çocukta ise o ilk heves kalmıyor da öyle kurtarıyor onlar kendilerini. Boğazı kurumuştu. Bir yudum su içip eskiden ailelerin ilk  çocuklarının ağabey ve abla ağırlığı ile yetiştirildiğini ilk çocukların aileyi iyi yansıtma görevi olduğu için daha değerli
     olduğunu ama artık devrin değiştiğini ailelerin kendilerini değil de hayallerini çocuklarına yüklediğini ilk çocuktan sonra gelenlerin ise daha özgür olgunlaşıp aileye daha çok benzediğini anlattı.
     Birkaç gün sonra hastamızın baş ucunda suluboya bir resim vardı.  Mavi gökyüzünde sapsarı güneş ve bir de uçurtma uçuran kız çocuğu vardı, resimde. Hastamız resim ile ilgilendiğimi görünce okumakta olduğu gazetesinden kafasını kaldırıp;

     - Torunum benim için yapmış bu resmi, doktor bey. Resimdeki kız
    kendisiymiş. Karar vermiş, ben ölünce resimdeki gökyüzünün mavisi
    olacakmışım, onun için. Gökyüzüne her baktığında benim yanında olduğumu bilecekmiş, böylelikle. Bu sımsıcak güneş ise dedesiymiş.
     Gözleri dolmuştu. Birkaç damla yaş süzüldü gözlerinden. "Torunumun
    gözünde  gökyüzünün mavisi olacakmışım, dedesi de hepimizi ısıtan güneş. Daha  ne olsun?" dedi. Öğle arasında bahçeye çıktım. Yağan yağmurun ardından masmavi gökyüzünde açan güneş, sıcaklığını iyice hissettiriyor, ağaçlar sonbahara hazırlanıyordu.
     
    Mehmet Uhri

    7/9/2007 | Kategori: HAYATA DAIR | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    <Önceki Yazılarımız | Sonraki Yazılarımız>

    SİTEMİZ HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİZ NELER?
    Çok beğendim harika bir site
    Beğendim ama aradığım bazı bilgileri bulamadım
    Site içeriği güzel ama tasarım değiştirilebilir
    Fena değil
    Beğenmedim , bir daha ziyaret etmem


    dugundavet 0544 881 31 20


    YORUMLARINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER